Aylık Arşiv:: Mayıs 2015

The Illusionist – Sihirbaz (2006)

(+83)
Edward Norton’nun böylesine sağlam kurgulanmış senaryo ile bir araya gelmesinden elbette tadına doyulmaz bir film çıkmış ortaya. Sihirin arkasından gelen bir gizem vardır ve bu gizem çok sıkı bir şekilde işlenmiş filmde. Şok edici sonlar her zaman hoşuma gider, iyi veya kötü olması önemli değil. İşte bu film benim beklentimi fazlasıyla karşıladı. Sophia aristokrat bir ailenin...

Da Vinci’s Demons – Da Vinci’nin Şeytanları (2013)

(+20)
Yabancı dizilere beni yaklaştıran dizi ”Da Vinci’nin Şeytanları”dır. Gerek tarihi yönü gerek her bölümdeki tadına doyulmaz gizem ve heyecan beni benden aldı. Şu zamana kadar iki sezonu yayınlandı. Üçüncü sezonu merakla ve heyecanla uzun zamandır bekliyoruz. Dizi Leonardo Da Vinci’nin hikayesini anlatmakta ancak tam olarak bir odak noktası bulunmamakta. Zamanımızdaki İtalya topraklarında o zamanlar henüz...

Project Almanac – Sonsuzluk Projesi (2014)

(+35)
Evet efendim, tazecik bir filmle karşınızdayım. ”Sonsuzluk Projesi” gerek konusuyla gerek olayların akışıyla beni etkiledi. Lafı çok uzatmadan filmin içeriğine değinmek istiyorum. 18 yaşındaki kahramanımız David Raskin, kız kardeşi Christina ile evlerinin tavan arasında ölmüş babalarının eski kamerasını bulurlar. Kamerada bir videonun kayıtlı olduğunu fark ederler. Video David’in 7. yaş gününe aittir. David, doğum günü...

Shutter Island – Zindan Adası (2010)

(+308)
Bazı filmler vardır, sadece izlediğinizle kalırsınız; ama bazı filmler vardır ki bittiği halde sizin aklınız hala filmdedir ve o olay kurgusunun oluşturuluşuna hayran kalırsınız. ”Dövüş Kulübü” filminden aldığım keyif ile birlikte bu tür filmler aramaya başladım. Kendi çapımda bu filmleri kategorize etmek istedim ve bunlara “paranoya” filmleri demeye başladım. Bu filmler bir olay örgüsünden oluşur...

In The Name Of The Father – Babam İçin (1993)

(+2)
Yanlış mekan, yanlış zaman tanımı bu film için söylenmiş olmalı. In The Name Of The Father filmi, 1974 Guildford bombalamasından sorumlu tutulan Gerry Conlon’un hayatını konu alıyor. Karaktere hayat veren Daniel Day-Lewis ve “Şurada öyle olabilir miydi/şöyle oynayabilir miydi?” cümlelerini telaffuz etmeyeceğiniz bir performans sergiliyor. İrlandalı Gerry Conlon 70’li yıllarda İngiltere’ye gelir ve hiç ilgisi olmadığı...

Leon The Professional – Leon Sevginin Gücü (1994)

(+307)
En çok sevilen filmden başlamak gerek diye düşünüyorum ve açık ara ilk sırayı da Leon alıyor. Her şekilde önyargı ile yaklaştığım bir filmi bu kadar sevmem benim açımdan garipsenebilecek bir durum. Filmin Fransız filmi olması, başrolde küçük bir kız ve kısa pantolonlu garip bir adamın olması… :) Afişe bakınca evet olay bu, içeriğine girmek gerekirse...

In Time – Zamana Karşı (2011)

(+153)
Artık para diye bir şeyin kalmadığını ve dünyadaki tek önemli şeyin zaman olduğunu düşünün. Nasıl bir hayat mı olur ? Bu film de bize tam olarak onu anlatıyor. Hadi başrolünde Justin Timberlake ve Amanda Seyfried’ın yer aldığı filmin konusuna bakalım. Konuyu basitleştirmek gerekirse fiziksel olarak dünyada artık 25 yaşını geçemiyoruz ve herkesin kendi zamanı var....

The Prestige – Prestij (2006)

(+326)
Bir başyapıt ile karşınızdayım. Başrollerini Hugh Jackman ve Christian Bale’in paylaştığı bu şaheser gerçekten izlenmeye değer. Gizem yellerinin estiği filmin içinde kaybolacaksınız. Filmin yönetmeni Christopher Nolan aynı zamanda Momento (Akıl Defteri) ve Batman üçlemesinin yönetmenliğini yaptı. Filmlerin konularından bahsetmeyi pek sevmem. Siz de benim gibi filmin heyecanının kaçmaması için konuyu okumadan filmin içine dalanlardansanız hiç tereddüt etmeden...

Ghajini (2008)

(+299)
Hint filmlerini seven var sevmeyen var ama güzel filmler çıktığı inkâr edilemez bir gerçek. Ben hint filmlerini seven taraftayım, sanırım bu sevgi Aamir Khan sayesinde. Çoğu Hollywood filmleriyle kıyaslanabilecek kalitede filmler ortaya koydu. Ghajini de onlardan birisi. Kahramanımız Sanjay, kısa süreli hafıza kaybına uğrayan bir hastadır. Geçmişte başına aldığı bir darbe sonucu 15 dakika süreyle...

The Fault In Our Stars – Aynı Yıldızın Altında (2015)

(+106)
  Bu ay sonu Amsterdam’a gideceğim. Birkaç arkadaşım da bu filmin büyük kısmı Amsterdam’da geçtiği için mutlaka izle gitmeden diye tavsiyede bulundu. Hüzünlü bir hikaye olduğunu biliyordum ama bu kadarını tahmin edemezdim, Çağan Irmak filmi gibiydi sağolsun mahvoldum izlerken.. Ama bir yandan da sevdim. Vermeye çalıştığı mesajı, “evet ben de böyle düşünüyorum” dedirtmiş olmasını sevdim....

Avengers: Age of Ultron – Yenilmezler (2015)

(+71)
Super kahraman filmlerini ya çok sevmek ya da hiç sevmemek gerek sanırım. İkisinin arasına hiç denk gelmedim.. Ben her süper kahramanın hayranıyım. Bu sebepten birden fazla karakteri tek filmde toplayan Avengers serisinin yeri ayrıdır her zaman. Devam filmi olan Age of Ultron’da en çok merak ettiğim karakter Quicksilver’dı. X-Men filminde izlediğimiz Quicksilver daha başarılıydı bence...