Forrest Gump (1994)

(+49)
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on Google+Email this to someone

Tom Hanks oyunculuğu ile Oscar almış bir film… Film aslında bize Forrest’in zeka seviyesi nedeniyle başına gelen olayları değil, bize mantığın insan hayatında her zaman bir şey ifade edemeyeceğini ve mantığın asla onu mutlu edemeyeceğini, asıl mutluluğun duygularda olduğunu anlatıyor. Masumiyetin ve sevginin filmi Forrest Gump, tüm zamanların en iyi filmleri arasında gösteriliyor. Eğer sizde zamanın sıradan duygularından sıkıldıysanız, bu filmi izlemelisiniz.

Duygu dolu sahneleri ile Forest Gump, IQ seviyesi nedeniyle normal okullarda okuyamayan bir çocuktur. Gelişimini yaşıtlarıyla bir tamamlayamayan Gump küçük yaşında bir çok okul değiştirmiştir. Hayatı bir okuldan bir okula giderken annesinin ona gösterdiği ilgi ve merhamet hiç eksilmemiştir. ” Annem her zaman hayatın bir kutu çikolata gibi olduğunu söyler. İçinde ne olduğunu asla bilemezsin.” der Gump. Mrs. Gump’ı kaybederken ölümü tanır ve şu dialoglar geçer aralarında.

Forrest: Neden ölüyorsun anne?
Mrs. Gump: Vaktim doldu, sıram geldi. Ah hayır, sakın korkma bir tanem; ölümde hayatın bir parçası. Hepimizin kaderinde olan bir şey. Bunu bilmiyordum ama senin annen olmak da kaderimde vardı. Elimden geleni yaptım.
Forrest: Çok iyiydin anne.
Mrs. Gump: Ben insanın kaderini kendisinin çizdiğine inanırım. Tanrının sana verdiklerini en iyi şekilde değerlendirmelisin.
Forrest: Benim kaderimde ne var anne?
Mrs. Gump: Onu kendin bulman gerekecek.

Forest’in hayatındaki en önemli diğer kadın çocukluk aşkı Jenny’dir. Jenny ise ailesi yüzünden sıkıntılı bir çocukluk geçirir. İlerleyen yaşlarda günü gününe yaşayan biri haline gelir ama Gump O’nu yinede sever. Hayatın zorluklarını yürümekte bile yaşar, birgün koşması gerekir kurtulmak için koşar “Run Forest Run!” ve tüm zincirleri kırmaya başlar. Nedensiz koşmaya başlayan Gump’ın arkasında koşan insanlarla yol devam eder. Senelerce koşar Forest ve nedeni sorulduğunda şu dialog geçer:

Vay canına! Forrest neden koşuyorsun? Dünya barışı için mi yapıyorsun? Evsizler için mi? Kadın hakları için mi koşuyorsun? Bunu neden yapıyorsun?

Forrest: Canım koşmak istedi.

Askeri okula girer, pinpon oynamaya başlar, Vietnam Savaşı’na katılır derken, Gump’ın başarıları gittikçe artar. Pinpon müsabakalarına katılır ve başarısını anlatırken şöyle bahseder:

”Pinpon oynamaktan sıkıldığım zamanlarda bile pinpon oynuyordum.”

Vietnam Savaşı’nda yaşadıklarından bahseder.

Jenny Curran: Hey, Forrest, Vietnam’da korkmuş muydun?
Forrest: Evet. Şey… Bilmiyorum. Bazen yağmur, yıldızlar çıkmasına izin verecek kadar duruyordu. O zaman güzel oluyordu. Gölde gün batımının hemen öncesine benziyordu. Her zaman suda milyonlarca yakamoz olurdu. Tıpkı o dağ gölü gibiydi.
Çok berraktı Jenny. Sanki üst üste iki gökyüzü varmış gibi oluyordu. Sonra çölde, güneş doğduğu zaman, göğün nerede bitip, karanın nerede başladığını kestiremezdim.
Jenny Curran: Keşke orada seninle birlikte olabilseydim.
Forrest: Oradaydın.

Anlatılacak çok şey var, bence izleyin…

FRAGMAN

Şuna da göz atabilirsiniz: Fedai - The Sentinel (2006)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WordPress Themes